Milas Çizgi Gazetesi

FELAKETİN EŞİĞİNDEYİZ…

FELAKETİN EŞİĞİNDEYİZ…
Süt Birliği
Müfit DemirkolTÜM YAZILARI
191 okundu Okundu
20 Ekim 2023 - 9:36
Süt Birliği

1960’tan önce kültür emperyalizmi kavramının kullanıldığı az sayıdaki metni bir yana bırakırsak Türkiye’de bu kavramın bilimsel ve popüler düzeyde yaygın kullanıma girmesi, 1960-80 döneminde gerçekleşmiştir. Üçüncü Dünya Ülkeleri olarak tanımlanan ülkelerin bağımsızlıklarını kazandıkları II. Dünya Savaşı sonrası dönemde kültür-emperyalizm ilişkilerine yönelik yeni yaklaşımların ortaya çıkması, bu kavramın popülerleşmesinde en belirleyici etkendi.

Türkiye’de kültür emperyalizmi kavramına ilişkin yaklaşım farkları, siyasal söylemlerdeki farklılıklarla paralellik gösteriyordu. Ancak söylem içi farklılıklar da söz konusuydu. Kültür emperyalizmi kavramını tamamen reddeden entelektüeller dışarıda bırakılırsa, sol söylemde kültür emperyalizmi büyük ölçüde, ekonomik ve siyasi emperyalizmi destekleyici bir unsur olarak görülmüş ve kültürel bir dayatmayla ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte Üçüncü Dünyacı ve Batı karşıtı sol yaklaşımlar ile Batı hümanizmini insan uygarlığına çok önemli bir katkı olarak gören sol yaklaşımlar arasında bu kavramın nasıl ele alınacağı noktasında farklar ortaya çıkmıştır.

Batı, emperyalizm ve kapitalizm arasındaki ilişkiler ne ölçüde dolaysız sayılıyorsa, Batılı kültür ürünlerine yönelik eleştirellik de o ölçüde artmıştır. Sağ söylemde ise farklılaşma milliyetçi-muhafazakâr yaklaşımla İslamcı yaklaşım arasındaydı.

Ağırlıklı olarak kültür emperyalizmi; Batılılaşma, hümanizm ve materyalizmle ilgili zaten mevcut olan eleştirilere uygun düşen bir kavram olarak algılanmış ve dolayısıyla mevcut söyleme kolayca adapte edilmiştir. Batılı emperyalistler Osmanlı İmparatorluğu’nu çok uluslu kozmopolit bir büyük devlet olarak görmeye alıştıkları için İmparatorluğun çöküşünden sonra onun yerini alan Türkiye Cumhuriyeti’ne de aynı gözle bakmak istemişler ve bu nedenle bir türlü Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk ulusunun öz devleti olduğu gerçeğini kavrayamamışlardır.

Bununla birlikte milliyetçi-muhafazakâr söylemde kültür emperyalizminin ana hedefi ve dolayısıyla ona karşı çıkılacak temel olarak milli kültür görülürken, İslamcı çevrelerde din bu anlamda ön plana çıkıyordu.

Yurdumuz, emperyalist devletlerin etkileri ile İslamcı bir devlet olma yolundadır. Batılı emperyalist devletler, Türkiye ne kadar dinci olursa etkilerinin de o kadar çok olacağı konusunda birleşmişlerdir.

Bunun için öncelikle eğitim seviyemizin düşürülmesi gerekmektedir. Meslek okullarına önem verilmeyerek fen liseleri ile, çağdaş eğitim vermeye çalışılan Anadolu Liselerinin yerine İlahiyat okullarına daha fazla önem verilmektedir.

Yurdumuz gün geçtikçe İslami bir devlet olabilme yolundadır. Tarikatların, mezhep ayrılıklarının yanı sıra Kura-ı Kerim’imizin dili diyerek Arapça dilinin okullarımızda okutulmaya başlaması, öğretmenlerimize din bilgilerinin verilmeye başlaması, hatta cuma günlerinin de tatil olmasının istenilmesi, okullarımızda ve ulaşım araçlarında kız erkek ayrımının yapılmak istenmesine kadar eğitim sistemimiz Araplaştırılmaktadır.

Batı emperyalizminin istediğinin gerçekleşmeye başlaması yanında ekonomimizin son yılların en berbat noktaya gelerek, yurdumuzun dış devletlere borçlandırılması, emperyalist devletlerin yurdumuz üzerinde oynamakta oldukları oyundaki başarılarını göstermektedir.

İşin en acı tarafının ise başımızda bulunan iktidarın da bu oyunlara ellerinden geldiğince destek vermeleridir.

Yaşamakta olduğumuz bu davranışlar neticesi, Filistin’in İsrail karşısında bu denli sıkıntı içerisinde olduğu da gerçektir.

Türkiye Cumhuriyeti büyük bir felaket eşiğindedir.

REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.
POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

Araç çubuğuna atla